Showing posts with label Dissertation. Show all posts
Showing posts with label Dissertation. Show all posts

Saturday, November 14, 2015

ARKAİK YUNAN'DA ADLANDIRMA VE HAKİKAT (İSTANBUL: DERGÂH YAYINLARI, FELSEFE SERİSİ 30)

Arkaik Yunan'da Adlandırma Hakikat 
2015, Arkaik Yunan'da Adlandırma ve Hakikat. İstanbul: Dergâh Yayınları.  

Dil, düşüncenin eviyse şayet, deyiş yerindeyse, adlar da tuğlalarıdır. İnsan kendi duvar örme ustalığına o kadar güvenemez aslında; ama derme çatma da olsa tuğlaları dizmekten vazgeçemez. Her seferinde tanımlamak, beklentilerimizi ifade etmek, yüceltmek ya da yermek için adlandırırız, hatta yeniden adlandırırız. Yeni doğmuş bir bebeğe adını koyarken, yakın arkadaşımıza lakap takarken, namlı bir sokağın adını değiştirirken, kökensel bir adlandırma itkisinin varisleri olarak davranırız. Bu kökensel miras, medeniyetler ötesi bir bakış açısıyla Arkaik Yunan'a kadar geri götürülebilir.

Yunan şairi, düşünürü, sokaktaki insanı, dönemin meskûn dünyasına yayılan kendi toplumsal yaşamını yansıtan bir evrensel dil oluşturmak adına çocuğunu, sokağını, icat ettiği aleti, yarattığı eseri, kutsal ve dünyevi olanı, kısacası her şeyi adlandırırdı. Öte yandan, Yunan'ın her yerinde iz bırakan “rekabet” (agôn) kültürü bağlamında bu adlandırma yönelimi özel bir tarz kazanmıştır. Yunan şairi galip gelen kişiyi “övmek” için özel bir düzenek olarak adlardan yararlanırdı. Pindaros bu düzeneği şiirsel bir hakikati inşa etmek adına ustalıkla kullanmış; Platon gibi, Pindaros'un dizeleriyle büyüyen çocuklar ise bu hakikatin adlarla bağlantısını Kratylos diyaloğunda yeniden masaya yatırmıştır. Bugün hâlâ dizmeye çalıştığımız tuğlaların büyüsüne kapılıyorsak, kulağımızda kalan şairin sesinin etkisi altındayız demektir. 

Ebat: 16,5x23,5 cm
Sayfa Sayısı: 464
ISBN: 978-975-995-667-7
Fiyatı: 32 TL
Felsefe Serisi 30

Monday, June 17, 2013

ARKAİK YUNAN ȘİİRİNDE AD, ADLANDIRMA VE HAKİKAT İLİȘKİSİ: PINDAROS’UN ZAFER ȘARKILARINDA (YENİDEN-)ADLANDIRMA/ THE RELATIONS BETWEEN NAME, NAMING AND TRUTH IN ARCHAIC GREEK POETRY: (RE-)NAMING IN PINDAR’S VICTORY ODES



İ.Ü. SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ,
DOKTORA TEZİ, İSTANBUL 2013

ÖZ
Arkaik Yunan Șiirinde Ad, Adlandırma ve Hakikat İlișkisi: Pindaros’un Zafer Șarkılarında (Yeniden-)Adlandırma

Bu tezde, Arkaik Yunan Șiirinin bașlangıcından itibaren Klasik Çağ’a gelinceye kadar ad, adlandırma ve hakikat kavrayıșları arasındaki ilișki genel çerçeve olarak belirlenmiș, Pindaros’un zafer șarkılarında bu sorunun ele alınıșının șairin ardıllarına nasıl ıșık tuttuğu çözümlenmiștir. Bu doğrultuda, “doğa” kavrayıșının tarihsel seyrinin, șiirdeki yaklașımların farklılașmasının temel dinamiğini olușturduğu gözlemlenmiștir. Nitekim bütünüyle fiziksel verilere dayanan Homerosçu “doğa”dan, Klasik Çağ filozoflarında tam anlamıyla siyasal ve ahlâksal bir tarz kazanan soyut bir kavram olarak “doğa”ya doğru ilerlerken, Pindaros’un șiirsel söylemesinde “doğuștan gelen” aracılığıyla geliștirdiği yaklașımlar bu iki kutup arasında bir tür köprü olușturmaktadır. Bu “köprü”nün ad, adlandırma ve hakikat ilișkisinin Pindaros’ta eșsiz bir șekilde ifade edilmesinde önemli bir rolü vardır. Homeros’taki adın büyüselliğinden bașlayarak incelenen ve Hesiodos’un evren inșasında elverișli bir aygıt haline gelen ad(landırman)ın hakikate ișaret etme tarzları bu gidișatın ilk așaması olarak belirir. İkinci așamada lirik șiirin çeșitlenen șiirli söyleme biçimleri ve vesileleri sayesinde ad(landırman)ın hakikatle ilișkisi soykütük temelli toplumsal çatıșmalardan dinsel ritüellere, iktisadî dönüșümün getirdiği sınıfsal ayrıșmadan aristokratik yergi söylemine farklı yönlerde gelișmeye devam eder. Pindaros’un “vesileye bağlı” zafer șarkılarında ise, ad(landırman)ın șiir geleneğinden miras alınan gücü, muzaffer atletin “doğuștan gelen” yanının özünü sürdürmesi amacıyla etkili bir șekilde kullanılır. Pindaros’ta ad(landırma) aslında “doğuștan gelen”i adlandırır, dolayısıyla adın tam anlamıyla ifșa edilmesi de “doğuștan gelen”in gözler önüne serilmesini, yani bireyin doğumuyla edindiği soykütüksel, toplumsal, iktisadî, ruhsal, bedensel niteliklerin tamamının ifșa edilmesi anlamına gelir. Ad(landırma) Pindaros’un șiirsel tekhnê’siyle biçimlendirdiği yeniden-adlandırmayla pekiștirilir. Sonuç olarak, adın dolayısıyla “doğuștan gelen”in sophos-șair tarafından yeniden-adlandırılarak “hakkaniyetle” ifșa edilmesi, muzaffer atletin yanı sıra, onun mensubu olduğu ailenin, așiretin, kent-devletinin hatta bir bütün olarak Pan-Hellenik toplumun hakikat alanında özünü sürdürmesinin teminatı haline gelir.

ABSTRACT
The Relations between Name, Naming and Truth in Archaic Greek Poetry: (Re-)Naming in Pindar’s Victory Odes

In this dissertation the relationship between name, naming and truth is defined in a general framework from the beginning of Archaic Greek Poetry until the Classical epoch, and it is analyzed how the seizure of addressing this problem shed light on the successors of Pindar in his victory odes. Accordingly, it is observed that the historical progress of the conception of “nature” is the basic dynamics of differentiation in poetry. Advancing from Homeric “nature” that is solely based upon physical data towards “nature” as an abstract concept that gained a fully political and moral style in Classical philosophers, Pindar’s approaches in his poetry, which he developed by means of “innate”, form a bridge between the aforementioned opposite poles. This “bridge” has an important role in the unique expression of the relationship between name, naming and truth in Pindar. The ways of nam[e](ing) in the indication of truth, which is investigated from the magic of name in Homer through Hesiod, where it becomes a convenient tool in the construction of kosmos, appears as the first phase of this course. In the second phase, the relation between name/naming and truth continues to develop in different directions ranging from genealogically based social conflicts to religious rituals, from class divergence brought upon by economic transformation to aristocratic satirical discourse, owing to the varied poetic utterance forms and occasions of lyric poetry. In Pindar’s “occasional” victory odes, the power of name/naming inherited from poetic tradition is effectively used for the victorious athlete’s “innate” side to carry on its essence. In Pindar, name/naming actually names the “innate”; therefore, the full exposure of the name means the exhibition of the “innate,” is the total exposure of the genealogical, social, economic, spiritual and corporal qualities of the individual that are acquired at birth. Name/naming is reinforced with re-naming which Pindar shapes with his poetic tekhnê. Consequently, the exposure “with righteousness” by means of re-naming of the name ergo the “innate” by the sophos-poet becomes the guarantee of the continuation of the essence in the realm of truth, not only for the victorious athlete but also the family, clan and city-state to which he belongs, even the Pan-Hellenic society as a whole.

Tuesday, October 7, 2008

BAKKHYLIDES’TE MECAZ KULLANIMI VE IŞIK-KARANLIK METAFORUNUN İZİNDE ARETA, NIKA, ALATHEIA İLİŞKİSİ / THE USE OF TROPES AND RELATIONS BETWEEN ARETA, NIKA, AND ALATHEIA IN THE WAKE OF LIGHT-DARKNESS METAPHOR IN BACCHYLIDES


İ.Ü. SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ,
YÜKSEK LİSANS TEZİ, İSTANBUL 2008

ÖZ 
Bakkhylides’te Mecaz Kullanımı Ve Işık-Karanlık Metaforunun İzinde Areta, Nika, Alatheia İlişkisi

Bu tezde, MÖ beşinci yüzyılda yaşamış Bakkhylides’in epinikion’ları temel alınarak, kendisi gibi Keos’lu (Ionia) bir şair olan akrabası Simonides’le edebi ilişkisi ve rakibi Thebai’lı Pindaros’la arasında görülen üslupsal ayrışma çözümlenmeye çalışılmıştır. Bu çözümlemenin yöneldiği başlıca nesneler, epinikion şiirindeki mecaz kullanımı ve bunun ışık-karanlık metaforu kapsamındaki farklı iki yüzü/görünüşü olmuştur. Yukarıda belirtilen üslupsal ayrışma özellikle Bakkhylides’in “eksensel metaforu ve apaçık dili” ile Pindaros’un “bol metaforlu ve örtük dili” arasında gözlemlenmektedir. Bu ayrışmadan hareketle, MÖ beşinci yüzyılda Yunan kültürünün toplumsal, ekonomik, siyasal, törel/ahlâksal koşulları ve bu koşulların kahramancı çağdan o zamana dek uğradığı dönüşüm izlenmeye, söz konusu koşulların başlıca üç ana kavrayış aracılığıyla (areta, nika ve alatheia) nasıl ortaya çıktığı açımlanmaya çalışılmıştır. Epinikion geleneği çerçevesindeki üslupsal ayrışmalarda, bu “dönüşüm”lerin ve aristokratia ile tyrannos’un özgül bir biçimde yön verdiği kutuplaşmaların izleri sürülmüştür.

ABSTRACT
(The Use of Tropes and Relations between Areta, Nika, and Alatheia in the Wake of Light-Darkness Metaphor in Bacchylides)

This thesis, based on epinikia of Bacchylides who lived in the fifth century B.C., intended to analyze the literary relation between Bacchylides and his relative Simonides who is also a Cean (Ionia) poet, and the stylistic dissociation between Bacchylides and his Theban rival Pindar. The essential objects of this analysis were the use of tropes in the epinikion poetry and two different aspects of this use of tropes within the light-darkness metaphor. The given stylistic dissociation can especially be observed between Bacchylides’ “pivotal metaphor and obvious language” and Pindar’s “metaphoric and obscure language.” Interwoven with this dissociation, it is aimed to observe the social, economic, political, moral/ethical conditions of Greek culture in the fifth century B.C. and transformation of these conditions which are continual since heroic epoch, and to expound how these conditions emerge by the agency of three principal notions: areta, nika, and alatheia. This “transformation,” and the polarizations shaped specifically by aristokratia and tyrannos are traced in the context of stylistic dissociations of the epinikion tradition.